Yazı Detayı
16 Temmuz 2019 - Salı 11:38 Bu yazı 59 kez okundu
 
“Bir Kına Gecesi”
Dr. Ramazan Canural
 
 
Gece vakti… 
Meydanda bir kalabalık.. 
Orta yerde bir gelin ve güvey…
İnsanlar bekleşiyor. Herkeste bir merak, bir heyecan. Biraz sonra çalgıcılardan yükselen ses geceyi yırtıyor:
 
Yüksek yüksek  tepelere ev kurmasınlar,
Aşrı, aşrı memlekete kız vermesinler,
Annesinin bir tanesini hor görmesinler.
Uçan da kuşlara malum olsun, ben annemi özledim,
Hem annemi, hem babamı, ben köyümü özledim…
 
Az sonra, köşeden ellerinde mumlar, kına tepsileri ve kaşıklarıyla kına ekibi görünüyor. 
Gelinin arkadaşları bunlar… 
Ritmik hareketlerle döne döne gelin ve damadın etrafını sarıyorlar.
Çalgıcılar müziğin sesini iyice kıstılar. Zor işitilen bir tonda hüzünlü, duygusal ve enstrumental bir müzik çalınıyor. Gelinin ellerine kına yakma işlemi devam ediyor. Ben de, taa çocukluk yıllarından beri işittiğim ama bir türlü izleme fırsatı bulamadığım bir kına gecesi seremonisi izliyorum. 
Bizim evlendiğimiz devirlerde damat bu geceye iştirak etmezdi.   
Kına geceleri, düğünlerin en duygusal, en hüzünlü ve en hassas bölümleridir. İnsanları duygulandıran, ağlatan ve mutlulukla karışık üzüntülü bir ortam yaratan iki şeyden biri kına geceleridir.  
Öbürü de¸ bizim oralarda "gelin ağlatan" diye adlandırılan o muhteşem yöresel ezgilerin eşliğinde baba  ocağına  veda etmek için  gelinin  arabaya  bindiği dakikalar…
Çocukların evlenmesi ana-babalar için çok özel bir mutluluk kaynağı olsa da elbette hüzün de barındırırlar. 
Çünkü çocuklar bundan sonra kız olsun oğlan olsun, artık yuvadan uçmuş birer "yavru kuştur."
Eskiden gelin evden gidermiş; şimdi hem gelin "evden" gidiyor, hem oğlan "elden" gidiyor. Sırf bu nedenle olsa gerek şimdiye kadar konuştuğum bir çok anne baba eve davul zurna gelip de çalmaya başladı mı, sevinecekleri yerde ağlamaya başlıyorlar… 
Gelinle damada gelince…
O gariplerim de telaş ve yorgunluktan belki üzülmeye veya sevinmeye fırsat bile bulamıyorlar.
 
Etiketler: “Bir, Kına, Gecesi”,
Yorumlar
Haber Yazılımı