03 Şubat 2026 - Salı

Dünya “1 den Küçük” Olmaya mı Başladı?

Dünya “1 den Küçük” Olmaya mı Başladı?

Yazar - Dr. Ramazan Canural
Okuma Süresi: 4 dk.
72 okunma
Dr. Ramazan Canural

Dr. Ramazan Canural

-
Google News
Dile kolay: Yarım asra yakın  bir ekonomik ambargo.
İran bu yükün altında ayakta kalmaya çalışıyor. Açıkçası her babayiğidin harcı da  değil.
Gerek dinî,  gerek devlet politikaları yüzünden bugün, İran’ın pek seveni yok.  Ama bunda halkın ne suçu var, diyemiyorsunuz.  
Zaten çıkar ilişkisinin dışında “sevmek” diye bir şey söz konusu da değil.   
Humeyni’nin, Şah rejimini devirmek için  Fransa’dan döndüğü günü  hatırlıyorum. 1 Şubat 1979  günüydü; milyonlarca insan, onu havaalanında karşılamıştı. O günlerde ben, genç bir tıbbiyeliydim. Bu yazının yazıldığı tarih,  yani , 1 Şubat 2026 da ise artık  emekli bir doktorum.
Humeyni, ABD’yi “Büyük Şeytan” ilan etmişti. Görünen o ki bu “Büyük Şeytanlık” hâlâ sürüyor. İran bugün yeniden abluka altında. Üstelik bu kez yalnızca ekonomik değil; hem ekonomik hem askerî bir kuşatma söz konusu. Dahası, Trump’tan hiç haz etmeyen Avrupa Birliği bile İran Devrim Muhafızlarını “terörist” ilan etti.
Düşünün: Bağımsız ve egemen bir ülkenin güvenlik teşkilatı, başka ülkeler tarafından terörist ilan ediliyor. Dünyanın çivisi çıkalı çok olmuş.
Trump’ın Venezuela hamlesinde cılız da olsa birkaç itiraz yükselmişti. İran kuşatmasında ise o da yok. İnsanın elinden “Allah yardımcıları olsun” demekten başka bir şey gelmiyor.
ABD, 900 milyar doları bulan savunma bütçesiyle dünya liginde açık ara önde. En yakın takipçisi Çin yaklaşık 250 milyar dolar, Rusya ise 125–150 milyar dolar civarında harcama yapıyor.
27 AB ülkesinin toplam savunma bütçesi ise 2025 itibarıyla 343 milyar dolar.
Yani Çin, Rusya ve tüm AB ülkelerinin savunma bütçelerini toplasanız bile bir ABD etmiyor.
Hal böyle olunca, silahlanmaya bu kadar kaynak ayıran bir gücün dünyanın neresinde olursa olsun istediği efeliği yapabilmesi şaşırtıcı değil.
Bu şartlarda bana göre “3. Dünya Savaşı” söylemi biraz boş laf. Çünkü bir çatışmanın savaşa dönüşmesi için taraflar arasında asgari bir denge gerekir. Bugün böyle bir denge yok.
Uluslararası hukukun fiilen geçerliliğini yitirdiği bu dünyada, güçlü ne derse o oluyor.
“Dünya beşten büyüktür” sözü bir yana, sanki artık dünya birden bile küçük görünüyor.
Trump’ın öngörülemez, dengesiz tutumları da tabloyu daha karmaşık hâle getiriyor. Bu kadar büyük bir gücün, bu kadar belirsiz bir liderin elinde olması dünya için pek hayra alamet sayılmaz.
         Zaman ne gösterecek, göreceğiz…
Küresel istikrarsızlık ve belirsizlik ortamı, yalnızca altını değil; gümüş, bakır gibi tüm değerli madenleri de yukarı çekiyor. Fiyatlar rekor üstüne rekor kırıyor.
ABD bugün dünyanın en borçlu ülkesi. Dış borcu, yıllık milli gelirinin %95’ine ulaşmış durumda. Kıyas için söyleyeyim: Türkiye’de bu oran yaklaşık %38.
Borç çevrilemez hâle gelince, Trump’ın doların değerini düşürmek için her türlü “atraksiyona” başvuracağı söyleniyor. (Kendi ifadesiyle: “Dolarla yoyo gibi oynuyorum.”) ABD, geçmişte de bu yöntemi uygulamıştı.
Bugün ABD’nin borcu 38 trilyon dolar. Dolar yarı yarıya değer kaybetse, borç otomatik olarak 19 trilyon dolara düşecek.
“Paraları silaha yatıracağına 38 trilyonu öde kardeşim.”
“Para yok, canımı mı alacan, ben 38 i 19 yapmasını da bilirim.” 
Durum bu.
Dünya aynı dünya, insan aynı insan. Para hırsı, iktidar kavgası, itiş kakış ise  insanlıkla yaşıt. Hep vardı, hep olacak.
Böyle bir dünyada da gemisini yüzdüren kaptan.
Sağlıcakla kalın…
#
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları