30 Haziran 2026 - Salı
Yalancı Cennet’ten Ebedi Cennete
Yalancı Cennet’ten Ebedi Cennete
Yazar - Dr. Ramazan Canural
Okuma Süresi: 4 dk.
125 okunma

Dr. Ramazan Canural
-Denizli Cankurtaran’da “Yalancı Cennet” adını verdiğimiz küçük ama gönlümüze büyük huzur veren bir bahçemiz ve bağ evimiz var.
Sosyal medyada paylaştığımız görüntüler sayesinde dostlarımız buranın artık yabancısı değil.
Bu yıl maşallah erik, kiraz bol verdi.
Diğer meyveler de aynı bereketi gösteriyor. Vakti geldiğinde elmalar, ayvalar, dutlar, üzümler soframızı süsleyecek inşallah.
Uğramak isteyen dostlarımıza, biz oradaysak, kapımız da gönlümüz de her zaman açık.
Geçtiğimiz gün kiraz ağacının altındaki çimlere bir hasır serdim. Biraz uzanıp bu güzelim serinliğin tadını çıkarmak istedim. Başımı kaldırınca gördüğüm manzara beni bir anda başka düşüncelere götürdü.
Olgunlaşmış, koyu kırmızı, iri iri kirazlar başımın sadece 30-40 santim üzerinde duruyordu. Elimi uzatsam hemen koparabileceğim kadar yakındılar.
İşte o anda Kur’an-ı Kerim’de cennet hayatını anlatan şu ayet aklıma geldi:
“Cennet ağaçlarının huzur ve rahatlık veren gölgeleri onları bürür. Salkım salkım meyveler, hemen elleriyle koparacakları mesafeye kadar sarkar. (İnsan 14)
Bir kiraz dalı, insanı nasıl olur da cennet düşüncesine götürür?
Belki de iman böyledir. Bazen küçücük bir güzellik, sonsuz güzellikleri hatırlatır.
Günümüzde bilgiye ulaşmak da başımın üzerindeki kirazlara uzanmak kadar kolay.
Merak ettiğim cennet tasvirlerini araştırdım ve Kur’an’ın cennet ehline sunduğu müjdeleri yeniden okudum.
“İman edip salih amel işleyenlere, içlerinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele…
Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara, 25)
Hayatın kaynağı sudur. Dünyada bir damla suyun kıymetini bilen insan için, altlarından ırmaklar akan bir cennet ne büyük bir nimettir!
Yine Kur’an şöyle buyurur:
“Şüphesiz cennet halkı o gün nimetlerle meşguldür. Onlar ve eşleri gölgelerde, tahtlar üzerinde yaslanırlar. Orada onlar için meyveler vardır ve diledikleri her şey onlarındır.” (Yâsin, 55-57)
Vakıa Suresi’nde ise cennet ehlinin huzur dolu hayatı anlatılır:
“Onlar süslü tahtlarda karşılıklı otururlar. Sürekli nimetler içindedirler. Orada boş ve kırıcı sözler duymazlar. Sadece “Selâm!” sözünü işitirler.”
Ne büyük huzur!
Kavga yok, gürültü yok sosyal medya yok, butlan tartışmaları yok, savaşlar yok,Netanyahu yok, Trump yok!
Geçim derdi, seçim derdi yok…
Mis…mis…
“Rabbinden korkan kimse için iki cennet vardır.” (Rahman, 46)
Devam eden ayetlerde akan pınarlar, türlü türlü meyveler, güzel konaklar ve sayısız nimetler anlatılır.
Peki bu sonsuz nimetlere ulaşmak gerçekten zor mudur?
Hiç de değil!
İyi bir kul ol, salih ameller işle, yalancı, ikiyüzlü, zalim olma; fakire- muhtaca sadaka ver, hırsızlık, yolsuzluk, zina, fuhuş gibi kötülüklere bulaşma, içki, kumar illetine kapılma…
Ve tabii.
Namaz kıl,
Zekat ver,
Oruç tut,
İmkanın varsa hacca git.
Şu 70-80 yıllık kısa ömürde Rabbinin sana çizdiği yolda dosdoğru yürü.
Sonra da ebedi cenneti kazan.
Hepsi bu!
Çok mu zor?
Esasen yukarıda saydıklarımızı yapanların bu dünyası da cennet gibidir.
Rabbinin sana değer ve önem vermesini istiyorsan da şu ayete kulak ver:
(Ey Muhammed!) De ki:
“Duanız( kulluğunuz ) olmasa Rabbim size ne diye değer versin!”
İnsanın gerçek değeri; sahip olduklarıyla değil, Rabbine yönelişiyle ölçülür.
Evet…
Böyledir işte bu işler.
Bazen bir kiraz dalı, insana sonsuzluğu hatırlatmaya yeter…
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları

