21 Temmuz 2026 - Salı
“İmamların Maaşı” Meselesi
“İmamların Maaşı” Meselesi
Yazar - Dr. Ramazan Canural
Okuma Süresi: 4 dk.
96 okunma

Dr. Ramazan Canural
-Zaman zaman duyarsınız; dinle uzaktan yakından alakası olmayan bazı kesimler, bu ülkede Diyanet işleri Başkanlığı’na karşıyım, çünkü ülkede laiklik var ve üstelik bu Başkanlığın bütçesi üç-beş bakanlık bütçesinden fazla. O kadar imam, müezzin besliyoruz, hepsi devletten dolgun maaşlar alıyorlar diye ahkâm keserler.
Sanırsınız ki bütün bu itirazlar, ülkenin hayrına hazırlanmış büyük bir projenin parçasıdır.
Ne gezer?
İster adına laiklik densin, ister başka bir şey...
Sonuçta ortaya çıkan tablo, dinî kurumlara yönelik sistematik bir karşı duruştan başka bir şey değildir.
Bu karşı duruşla…
Ülkede din sahipsiz kalsın, şunun bunun elinde eğilip bükülsün isterler.
Oysa Atatürk’ün bu ülkede yaptığı en hayırlı işlerden biri Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmasıdır. Sorsanız, çoğu “Atatürkçüyüm” diyen bu kesim, O’nun kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı’na karşıdır.
Halbuki…
Bu ülkede Devlet dine sahip çıkmaz da bu iş, sayıları 70- 80 ve belki de daha fazla sayıdaki cemaatlere bırakılırsa ortada ne din kalır ne de Diyanet.
Gerçi içlerinde sahih dinî esaslara sahip çıkan ve Allah rızası için çalışan cemaatler elbette vardır. Ama kimin ne yaptığı belli olmayan ve at izinin it izine karıştığı bir ortamda millet hangisine uyacaktır?
En acı örneği de 15 Temmuz Kalkışmasına imza atan FETÖ’ dür.
“Şüphesiz o Zikri (Kuran’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz!”(Hicr:9) buyuran Rabbimizin bu sözüne elbette inanıp iman ediyoruz.
Peki, Allah, o Zikrin korunmasında birilerini aracı kılmayacak mıdır ve bu aracı Diyanet İşleri Başkanlığı olamaz mı?
Öte yandan…
Din görevlilerinin maaşlarını dillerine dolayanlar demiştik, Yok fazla maaş alıyorlarmış, yok bunların maaşları kesilmeli ve bu iş ücretsiz ve gönüllülük esasına göre yapılmalıymış.
Nerede var böyle bir uygulama?
Kilisede varmış!
Öyle olsa bile…
Ne burası Avrupa, ne de benim dinimin Mâbedi kilise.
Esasen kiliseye ne derece sahip çıkılıyor, o da ayrı konu.
Devlet Kurumunu 40 yıl aldatan ve devletin kılcal damarlarına kadar sızan bir FETÖ örneği ortada dururken devlet dinden elini eteğini çeksin demek, içinde yırtıcı hayvanların cirit attığı ıssız ve karanlık bir ormana, masum bir kuzunun salıverilmesi demektir.
İmamların işinin ne kadar zor olduğunu bilmeyenlere sormak istiyorum:
Elinizi vicdanınıza koyun. Sabah 05 de kalkıyorsunuz ve gece 23 e kadar 5 defa camiye gidip geliyorsunuz. Yaz aylarında da Kuran Kursu öğrencilerine Öğreticilik yapıyorsunuz.
Ayrıca:
Vaizlik, cami cemaatinin sorularına cevap verme, nikah memurluğu…ve aklımıza gelmeyen başka görevler.
Çok mu kolay bu işler?
Hangi meslekte mesai sabah saat 05 de başlayıp gecenin saat 23 ünde bitiyor?
Haa mesai ağır iş grubuna girmediği için bunlara katlanılabilir, diyenler olabilir. Valla ben hiç de katlanılabilir bulmuyorum. Ağır iş de olsa, 8 saat çalışıp sonra özgür olmayı yeğlerdim.
Velhasıl, imamlık dışarıdan görüldüğü kadar kolay bir meslek değildir. Toplumun manevî yükünü omuzlayan bu insanların emeğini küçümsemek yerine hakkını teslim etmek gerekir.
Allah hepsine kolaylık ve zihin açıklığı versin.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları

