29 Eylül 2026 - Salı

Yazıklar Olsun!

Yazıklar Olsun!

Yazar - Dr. Ramazan Canural
Okuma Süresi: 3 dk.
60 okunma
Dr. Ramazan Canural

Dr. Ramazan Canural

-
Google News
Bıktık artık!
Gerçekten bıktık…
Haramzadelerden, yolsuzlardan, köşe dönücülerden, milletin cebine el uzatmayı marifet sayanlardan…
Ne tükenmez bir suçlu, ne bitmez bir hırsız, ne doymaz bir açgözlü takımı varmış bu ülkede!
Birilerinin gözü doymuyor.
Eli durmuyor.
Vicdanı sızlamıyor.
Oysa devletin yasalarından, cezalarından ve kurallarından önce ahlâk gelir.
Vicdan gelir.
Ahlâkın ve vicdanın olmadığı yerde dünyanın en mükemmel sistemi bile kötü niyetlinin elinde bir silaha dönüşebilir.
Bu nedenle suçun bedeli, suçtan elde edilen kazancın çok üzerinde olmalıdır.
Çünkü her insanın başına bir polis dikemezsiniz. Her sokağa, her eve, her vicdana bir bekçi koyamazsınız.
Asıl mesele burada başlıyor:
Eğitim…
Ailede başlayacak.
Okulda devam edecek.
Sokakta şekillenecek.
Toplumda karşılığını bulacak.
Ama biz, insanın zaaflarını büyüten bir dünyanın içine düştük.
Gösteriş başarı gibi sunuluyor.
Kolay yoldan zengin olmak marifet sayılıyor. Açgözlülük neredeyse meziyet haline geliyor.
Sosyal medya bunun hızını artırıyor.
Güzellik bir adım atarken, çirkinlik beş adım koşuyor.
İşte tam burada devletin sorumluluğu başlıyor.
Çünkü insanı tamamen başıboş bıraktığınızda, boşluğu her zaman iyilik doldurmuyor.
Sonra uyuşturucu…
Bağımlılık…
Fuhuş…
Hırsızlık…
Dolandırıcılık…
Yolsuzluk…
Ve malum son!
Yahu, koca koca profesörler bile birkaç “uyanığın” elinde oyuncak olabiliyor.
455 bin kişinin dolandırıldığı söyleniyor. Bir hissenin kısa zamanda yüzlerce kat değer kazanacağı vaat edilirken insan hiç mi şüphelenmez?
Hiç mi “Bu işte bir terslik var” demez?
Ama sahtekârlıkla tamahkârlık yan yana gelince, olan oluyor.
Sonra da “mağdur” edebiyatı başlıyor.
Yazık…
Gerçekten yazık!
Çünkü çalınan yalnızca para değil. Güven çalınıyor.
İnsanların geleceğe dair umudu, birbirine güveni ve bu ülkede dürüstçe yaşamanın mümkün olduğuna dair inancı örseleniyor.
Artık yeter!
Kim olursa olsun…
Hangi makamda bulunursa bulunsun…
Hangi partiden, hangi cemaatten, hangi mezhepten, hangi meşrepten olursa olsun…
Milletin tek bir kuruşuna el uzatanın hesabı sorulmalıdır.
Milletin kör kuruşuna el uzatan bilmelidir ki;
Bu  yapılanların  hesabı sorulur.
Hem de kim olduğuna bakılmaksızın!
Sorulacağına inanıyor muyum?
Evet, inanıyorum. Aksi halde 
Bir avuç azgın azınlık hariç…
Herkes kaybeder. 
#
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları