20 Ekim 2026 - Salı
Emeğimizin Katili Örümcek Ağı Teoremi!
Emeğimizin Katili Örümcek Ağı Teoremi!
Yazar - Dr. Ramazan Canural
Okuma Süresi: 3 dk.
80 okunma

Dr. Ramazan Canural
-Bir yıl boyunca çalış, çabala, borçlan, gübre at, ilaçla, sula…
Sonra ürününü toplama! Çünkü toplarsan zarar edeceksin!
Yanlış okumadınız. Türkiye’de çiftçinin zaman zaman yaşadığı dram tam da bu.
Peki, neden?
İktisatçıların adına “Örümcek Ağı Teoremi” dediği bir piyasa mekanizması yüzünden…
Diyelim ki bu yıl patates para etti. Neden? Üretim azaldı, hastalık çıktı, piyasaya yeterince ürün gelmedi. Talep aynı kaldı, arz düştü; fiyatlar fırladı.
Çiftçi ne yaptı?
“Bu yıl patatesten iyi para kazandık. Seneye daha çok ekelim!” dedi.
Herkes aynı hesabı yapınca tarlalar patatesle doldu. Hasat vakti geldiğinde piyasaya öyle bir ürün yığıldı ki fiyatlar çakıldı. Geçen yıl para eden patates, bu yıl üreticisinin başına bela oldu. Öyle ki bazen toplamak bile zarar!
Dün kazandıran ürün, bugün tarlada çürüyor.
Aynı hikâye domateste, salatalıkta, fasulyede, çilekte, kavun ve karpuzda da karşımıza çıkıyor. Ürünün adı değişiyor, çiftçinin dramı değişmiyor.
Bir de bu dramın ardından akıl verenler çıkıyor:
“Yahu kardeşim, madem para etmiyor, çöpe dökeceğine fakire fukaraya dağıtsana!”
Sıkıyorsa sen dağıt!
Bir yıllık emeğinin karşılığını alamamış, üstelik ürünü toplamak için yapacağı masrafı bile çıkaramayan çiftçi; bir de nakliye parası bulacak, işçi tutacak, şehir şehir dolaşıp dağıtım yapacak!
Ne güzel akıl, değil mi?
Üstelik ürünün yetiştiği yerde çoğu insanın bahçesinde, tarlasında zaten aynı sebze meyveden var. İhtiyaç sahibine ulaştırmak elbette mümkün. Ama bunun da bir organizasyonu, lojistiği ve maliyeti var. Çiftçinin sırtına bir de bunları yükleyerek sosyal yardım yapılmaz! Peki, bu kısır döngünün çaresi yok mu?
Elbette var: Tarımsal planlama!
Hangi bölgede, ne kadar ürün yetiştirilecek? İç tüketim ne kadar? İhracat imkânı ne? Geçen yıl hangi ürün ne kadar ekildi, ne kadar üretildi, ne kadarı elde kaldı?
Bunları hesaplamak, üreticiyi doğru bilgilendirmek ve üretimle piyasa ihtiyacı arasında makul bir denge kurmak gerekir.
Kim yapacak bunları?
Tarım ve Orman Bakanlığı!
Peki, yıllardır yaşanan bu tabloya neden kalıcı bir çözüm üretilemiyor?
İşte orada benim de söyleyecek fazla bir sözüm yok!
Ama bildiğim bir şey var: Çiftçinin emeğini yalnızca don, dolu, hastalık öldürmüyor. Plansızlık da öldürüyor. Ve plansızlığın faturası, her yıl yeniden çiftçiye kesiliyor!
SON SÖZ:
Tarım Bakanlığı, bu planlama işini hakkıyla yapabildiği gün, ülke için en hayırlı işi başarmış olacak.
Çıkmayan canda ümit vardır.
Haydi hayırlısı!
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları

