26 Ekim 2026 - Pazartesi

ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR?

ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR?

Yazar - Dr. Ramazan Canural
Okuma Süresi: 4 dk.
71 okunma
Dr. Ramazan Canural

Dr. Ramazan Canural

-
Google News
“Bir ülke çocuk seslerini kaybetmeye başladığında, aslında geleceğinin sesini kaybediyordur.”
Elli yıl önce olmalı… Üniversite öğrencisiydim. Nüfusun bir ülke için ne kadar hayati olduğunu anlatan bir kitap okumuştum.
Düşünün bir kere!
O yıllar, Doğum Kontrolü ve Aile Planlaması propagandasının dört bir yanı sardığı yıllardı. Çok çocuk yapanlar adeta sorumsuzlukla suçlanıyordu.
Sağlık kuruluşlarının duvarlarında aynı mesajı veren afişler asılıydı: Bir oğlan, bir kız… Anne birinin, baba ötekinin elinden tutmuş. Altında da o masum görünen cümle:
“Bakabileceğiniz kadar çocuk!”
Peki, bu ülkenin geleceğine kim bakacaktı?
Okuduğum kitapta, yanlış hatırlamıyorsam, Mao Zedung’a atfedilen çarpıcı bir söz vardı. Çin’in atom bombası yapıp yapamayacağı sorusuna karşılık, Mao, Çinli kadınların rahimlerini atom bombasına benzetiyordu.
Söz gerçekten O’na mı aitti, bilmiyorum. Ama altındaki düşünce açıktı: Bir ülkenin en büyük gücü, insan kaynağıdır.
Çin, uzun yıllar dünyanın en kalabalık ülkesi oldu. Şimdi birincilik Hindistan’a geçti.
Çin bu kalabalık nüfusunu ekonomik ve askerî güce dönüştürme yolunda büyük mesafeler aldı. Bugün dünyanın en büyük ekonomilerinden biri.
Bir zamanlar kendisiyle kıyaslanan Rusya ise ekonomik büyüklük bakımından Çin’in beşte birinden az.
“Sarıkafa” diğer Devlet Başkanlarını Beyaz Saray’ın merdivenlerinde karşılarken Şi Cinping’i havaalanındaki uçağın merdivenlerinde karşılıyor.
Elbette Çin’in yükselişini yalnızca nüfusuyla açıklayamayız. Üretim politikaları, eğitim, teknoloji, yatırım ve devlet stratejisi de işin içinde.
Ama insan gücü olmadan bunların hangisi yapılabilir?
Şimdi dönüp kendimize bakalım.
Erdoğan yıllardır nüfus azalıyor diye uyarıyor. Haklı mı? Rakamlar, haklı olduğunu gösteriyor.Türkiye’de doğurganlık hızı 2,1’lik yenilenme eşiğinin altına indi. Bu yıl 1.5 imiş.
Gençler evlenmiyor. Evlenenlerin bir kısmı boşanıyor. Boşanmayanların önemli bir bölümü bir ya da iki çocukla yetiniyor.
Bir ülke geleceğini yalnızca bugünün hesabıyla kurarsa, yarının faturasını çok ağır öder!
Vah ülkem vah!
Böyle giderse, yakın gelecekte nüfus yapımız bambaşka bir hâl alabilir.
Çalışanların azaldığı, yaşlıların çoğaldığı, üretim yükünün giderek daralan omuzlara bindiği bir Türkiye…
En fazla çeyrek asır sonra bizim için bitiş düdüğü çalarsa hiç şaşmam: Haydi bakalım, maç bitti!
Benim de iki çocuğum var. Acaba ben de o yılların Aile Planlaması anlayışının bir kurbanı mıyım?
Hayır! Bizim hikâyemiz başka. Dört gebeliğin yalnızca ikisi yaşayabildi. Öbürleri ahirette bize şefaatçi olacaklar inşallah…
Evlensek ya da çok çocuk yapsak iş mi var diyenlere…
Yahu bu ülkede herkes okuyup fakülteler bitirecek, masterler, doktoralar yapacak ve sonra da ”işsiz gezecek” diye bir kural mı var allahaşkına?
Sen ağa ben ağa bu inekleri kim sağa!
Çalışana iş çok.
Benim serada yazın Urfa’lı dostlarım çalışıyor. Geçen sene 79 yaşındaki Halil İbrahim Amca bizimle beraber Hacca gitti. Halil İbrahim Amca 13 yaşındaki torunu Halil İbrahim’le serada yan yana çalışıyor. Ve Halil İbrahim Amca’nın 10 çocuğu var.
Bir tarafta çalışmayı sürdüren, on çocuk büyütmüş bir insan; öte tarafta çocuk sahibi olmayı geçim korkusuyla erteleyen gençler…
Haydi buyurun!
Bu iki hayatı yan yana koyup düşünmek zorundayız.
Çocuk yalnızca bir ailenin değil, bir ülkenin de geleceğidir.
Ve bu mesele sanıldığından çok daha önemlidir.
Yazıyı Ernest Hemingway’in ölümsüz eserinin adıyla bitirelim:
ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR?
Belki de bizim için…
Hem de sandığımızdan çok daha yakın!
#
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları