18 Mart 2025 - Salı
Yasal Olan Her Şey Meşru ve Hukuka Uygun mudur?
Yasal Olan Her Şey Meşru ve Hukuka Uygun mudur?
Yazar - Dr. Ramazan Canural
Okuma Süresi: 6 dk.
160 okunma

Dr. Ramazan Canural
- Bugünlerde bir diploma tartışmasıdır gidiyor.
İmamoğlu’nu destekleyenler, alınan diplomanın yasal olduğunu bir kusur varsa bile bunun İmamoğlu’nda değil de İstanbul Üniversitesi’nde ya da “sistemde” olduğunu söylerek, İmamoğlu’nun önünü kesmek için böyle bir tartışmanın gündeme getirildiğini ileri sürüyorlar.
İmamoğlu karşıtları ise konunun şaibeli olduğunu iddia ederek İmamoğlu’nun bu haliyle Cumhurbaşkanı adayı olamayacağını savunuyorlar.
Süreç oldukça karışık!
Ve bu tartışmaya katılanların çoğu konuya ideolojik yaklaşarak safını seçiyor.
Oysa ben işin etik yönündeyim…
CHP bu ülkenin önemli bir partisi ve çıkardığı adayın Cumhurbaşkanı seçilme ihtimali var. Cumhurbaşkanı da ülkenin 1 numarası. İnsan bu makama aday birinin her türlü şaibeden uzak olmasını arzu ediyor.
Bu nedenle bana göre CHP’nin adayı İmamoğlu olmamalı.
CHP büyük bir parti ve elbette çok değerli adaylar çıkarabilme gücüne sahip.
Şimdi yazının başlığına dönelim:
“Yasal olan herşey meşru ve hukuka uygun mudur?”
Cevap: Değildir.
Bu konu, bana 2010 yılında Denizli Devlet Hastanesindeki “yasal” bir uygulamamız nedeniyle düştüğüm zor bir durumu hatırlattı.
O zamanlar, 1200 e yakın sağlık ve idarî personel, 750- 800 civarında da taşeron firma çalışanı olmak üzere 2000 dolayında kalabalık bir personelle çalışıyoruz.
O dönemde, sağlık ve idarî personel grubunun, döner sermaye ek ödemesinden kaynaklanan bir promosyon ödememiz vardı.
3 yıllığına bir banka ile anlaştığımız için personelimize yüklü bir promosyon ödeme imkanımız doğmuştu. Her birine “bir maaş ekstra ödeme yapmak” gibi ciddi bir miktardı bu. Düşünün şimdiki parayla kişi başına 50-60 bin TL lik bir ödeme; üstelik maaşı ne olursa olsun, herkese eşit miktar ödenecek. (Şimdiki rakamlarla toplamda 50 milyon TL nin üstünde bir ödeme). Tabii bu durum az maaş alan çalışanlar için önemli bir avantaj demekti.
Bakanlık başhekimlere şöyle bir yazı gönderdi: “Ödemeleri, isteyen başhekim, aylık dilimler halinde, isteyen 6 ayda bir, isteyen de 1 defada ödeyebilir. Bu yetkiyi başhekimlere bırakıyoruz.”
Araştırdık, tek seferde ödeyen hastaneler de var, öbür şekillerde ödeyenler de. Ben tek seferde ödemeyi tercih ettim. Hiç olmazsa düşük aylık alan çalışanlarımızın eline yüklü bir para geçeceğinden onlara güzel bir jestimiz olacaktı.
Neyse... Promosyonu dağıttık. Herkes memnun, mutlu…
Ama bir sendika İdare Mahkemesine dava açtı. Dava konusu da 3 yıllık süreç içinde hastanemize tayinle gelecek yeni personele promosyon için bir kaynak ayırmamış olmamızdı.
Fakat Bakanlıktan gelen yazıda, böyle bir kaynak ayırın, diye, bize bir yetki de verilmemişti.
Sonuçta İdare mahkemesi kararını verdi:
“Yapılan işlem her ne kadar yönetmeliğe uygun ve yasal olsa da hukuka aykırı bulunmuştur. “
Şimdi çok çetrefilli bir durumla karşı karşıyaydık. Buyrun cenaze namazına, durumu!
Mahkemenin kararını uygulama zorunluluğu var ama kaynak yok! Hastane büyük. Her ay tayinle veya emeklilikle 8-10 kişi gidiyor bir o kadar da yenisi geliyor.
Ama şükür kendi içimizde bir çözüm üretebilmiştik. Promosyon alan 1200 e yakın çalışanımıza tek tek yazı yazarak aldıkları paranın % 5 ini geri istedik. Onlar da sağolsunlar anlayışla karşıladılar. Böylece tayinle yeni gelen personele promosyon verebileceğimiz parasal bir kaynak oluşturabilmiştik.
Ha idare mahkemesi kararı olmasa, bizim promosyon ödeyememekten mağdur edeceğimiz yüzlerce yeni gelen çalışan; ha İmamoğlu’ndan çok daha yüksek puanlarla, İstanbul İngilizce İşletmeye giremeyen on binlerce üniversite adayı…
Sonuçta ikisi de aynı kapıya çıkmıyor mu?
Yani hukukta illiyet bağı denen şey... İnsan, “diploma yasal olabilir, ama yöntem, meşru ve hukuka uygun mudur,” diye sormaktan kendini alamıyor.
Lakin hukukta da her zaman iki kere iki dört etmiyor
Bekleyip göreceğiz…
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları